27 Haziran 2012 Çarşamba

Dizi-film çiftleri

Bazen oturup düşünüyorum.Yahu şu dizi-filmlerdeki sevgililer nasıl oluyor da bu kadar yakışabiliyor? Bazıları sevgili değil gerçi kimisi tek taraflı seviyor.Ama sevdiği insan işte kendine bu kadar yakışabilir. Etrafımda gördüğüm çiftlerden daha gerçekçi geliyor bunlar bana.Bazen sırf bunlar için diziyi izliyorum.Bazende "laan acaba beni de böyle biri sever mi" diye zırlıyorum.Kendimi çok kaptırıyorum ama kaptırmakta haklı değil miyim, hepsi nasılda yakışıyor birbirine :( Tabi benim en en en favori çiftim Tom ve Summer o ayrı.Neyse şimdilik benim bayıldığım çiftler bunlar,daha da var tabi aklıma gelmedi...


10 things i hate about you

How I Met Your Mother

Shameless

Star Wars

Vampire Diaries

500 Days Of Summer

The Notebook

Hepimizin bildiği Harry Potter tabiki :) 
Game of Thrones





Hayatımdaki cool erkek tanımı tam olarakta bu.

25 Haziran 2012 Pazartesi

Yalnızlığına kaç dostum!

Kendi savaşınızı açmalısınız,kendi düşüncelerinizin uğruna.Düşünceleriniz yenilse bile,dürüstlüğünüz zafer çığlıkları atmalıdır bunun için. (Nietzsche)

Dünya, 15 yaşından küçük çocuklara
din dersi vermeyecek kadar dürüst olursa,
belki o zaman ona karşı umut besleyebiliriz. (Arthur Schopenhauer)

Anarşi çağına giriyoruz:
-fakat bu çağ aynı zamanda en akıllı ve en özgür bireyliklerin çağıdır.
Düşüncenin görülmedik gürbüzlüğü gittikçe artmaktadır.
O zamana dek töre ve ilk ahlâkın önlediği, dehanın çağıdır bu.(Nietzsche)




Okulun bana verdiği en büyük ders felsefeyle tanıştırması heralde. İlerde V gibi koyu bir anarşist olurum belki belli mi olur :P Yukardakilerde düşündüklerimi dile getiren sözlerden sadece bazıları.
Ayrıca beni anarşist sisteme sürükleyen başımızdaki piçlerinde allah belasını versin,net.

21 Haziran 2012 Perşembe

Hi-Voltage anıları





19 haziran sabahı öyle bir heyecanla kalktım ki, saat kurmadan,annemin uyandırmasını beklemeden 11 de ayaktaydım. Şubattan beri beklediğim gün sonunda gelmişti çünkü... Neyse efenim işte o heyecanla buluştum arkadaşla gittik Kadıköy'e. Ordan Beşiktaş vapuruna.Sonra hoop Küçükçiftlik'e. Beşiktaş stadının ordan kuyruk başlıyordu.Kimileri çimlere oturmuş içkilerini içiyorlardı, kimisi (tıpkı bizim gibi) tam kapının önünde bekliyordu. Sıra beklerken çok güzel insanlarla tanıştık. Hepsi gerçekten çok iyilerdi, kapı açılınca ezilmeyelim diye bize yer falan açmışlardı. Neyse girdik konser alanına. Koştuk tabi önde yer kapmak için.İlk önce Comma çıktı. Açıkçası daha önce hiç duymamıştım kendilerini. Öyle çerezlik dinledik.Daha sonra Gitarizma çıktı. Gerçekten çok kaliteli insanlar oluşan harika bir grup.Cem Köksal'ı öyle tam karşımda görünce çok sevindim kendisine gizliden hayranımda :P Sanırım Cenk Eroğlu'nun oğlu çıktı sahneye. Gerçekten yetenek abidesiydi :) Yani bir insanın babası ne kadar yetenekli olursa olsun kendisinde olmazsa o yetenek, olmaz. Ama kendiside çok yetenekliydi,kendisi çok başarılı olucak büyüyünce bence.

Sonra Kurban çıktı.Kurban benim yıllardır hayranı olduğum, albümlerini aldığım tek Türk grubu.Burak Gürpınar'a ayrı bir ilgi duyuyorum zaten o ayrı... "Yine" şarkısıyla başladılar. Bi baktım sadece ben omuzdayım.Herkes yuhluyor. Deniz Yılmaz'ın Dio'ya ettiği küfürden ötürü millet kendince protesto ediyor. İşin aslında haklılar da. Metal ilahına hakaret etmek gerçekten büyük terbiyesizlik.Ama benim gibi sevenler de vardı Kurban'ı. Öyle böyle söylediler sıra Trivium'a geldi. Öyle çok dinlediğim bir grup değil. Ama milleti coşturmayı çok iyi başardılar. Bi ara kendimizi pogo'nun ortasında bulduk. Bildiğin eziliyoruz orda. Yanımızdaki erkekler de yoktu biz arkaya geçmiştik. Şükürler olsun ki bi tane çocuk çekti bizi kenara hemen. "Ciddi ciddi kız başınıza mı geldiniz buraya?" dedi. Güldük.. Trivium'da çok headbang yapmak istemedim Megadeth'e kalsın diye. Ama Trivium sahneden indikten sonra o kadar boynum ağrıyordu ki nasıl headbang yaptıysam artık.


Veeee sonunda Megadeth! Arayı o kadar uzattılar ki en son kendimi arkadaşla yerde uyurken buldum. Sahneye çıktılar ve Never Dead ile başladılar. Olduğum yerden de bu kısa boyuma rağmen Dave ve Chris çok iyi gözüküyordu. Trust, Dawn Patrol ve Sweating Bullets ile iyice coşup yorgunluğum artmışken hayatımın soundtrack i dediğim şarkı çalmaya başladı; A Tout Le Monde. Sesim kısılana kadar bağırdım şarkıyı söyledim,kelimesi kelimesine hemde. Whose Life'tan sonra anladık ki ayakta duramıyoruz, çimlere gittik bizde. Çimlerde uzanarak canlı canlı Public Enemy no1'ı dinlemek asla aklıma gelmezdi. Sonra Symphony of Destruction ile yine deli gibi headbang yapmak... Son olarak Holy Wars ile gençliğimin en güzel gününü yaşadığımı anladım. Mustaine gerçekten Tanrı, onu da anladım. Shawn ne kadar gözükmese de, Chris beni ağlatsa da GOD BLESS MEGADETH!

2 Mayıs 2012 Çarşamba

Yani sandık ağzına kadar doluysa,içerde dışardakinden daha yoğun bişeyler gizlenmişse,hayatın geri kalanı içerdeki anıların hiçbirinden daha güçlü olamıyo işte.

20 Nisan 2012 Cuma

ve birde..

Ya bana bide ne koyuyo biliyomusunuz? Kalbimin binlerce kez kırılmasına rağmen hala onu kaybetmemek için çabalarken onun kıçını bile kaldırmaması.

9 Mart 2012 Cuma

Ümit.



"Ümit mi? Ümit en son kötülüktür!
..Pandora'nın kutusu açılıp, Zeus'un içinde sakladığı bütün kötülükler dünyaya saçıldığı zaman, orada son bir kötülük kaldığından kimsenin haberi olmamıştı: Ümit. O zamandan beri, insanlar yanlışlıkla kutuyu ve içindeki ümidi iyi şans olarak yorumladı. Fakat Zeus'un arzusunun, insanların, kendilerini işkenceye teslim etmeleri olduğunu unuttuk. Ümit kötülüklerin en kötüsüdür, çünkü işkenceyi uzatır."


-Nietzsche Ağladığında

Hayat bazen..

Hayat tuhaf cidden.Bir zamanlar çok yakın olduğum insanlar, şuan yüzüme bile bakmıyor.İnsanlık yapıp gülümsüyorum, kafasını çevirip gidiyor.Arkadaşlar arasında muhabbet oluyor,onlarda o ortamda bulunuyor, yüzüme bakmıyorlar sanki ben bir şey anlatmıyormuşum gibi kafasını çeviriyor. Yani, onların beni takmamasına değilde, onları bir zamanlar nasıl bu kadar sevdiğime üzülüyorum.Bana onlar kalıcı gelirdi,mesafe girsede küsmezdik biz.Nasılsa safmışım oysa..Çok sevdiğim biri daha vardı.Gerçekten çok kafa biriydi.Sabah akşam konuştuğumuz o insan bile, artık günaydın demekten aciz.Günaydını geçtim, gözlerimin içine bakmaya bile zahmet etmiyor.Cidden,insanlar nasıl bu kadar saygısını ve insanlığını yitirmiş anlamıyorum.Utanıyorum,sizin yüzünüzden yaptığım şeyler için.Keşke ya hiç olmasaydınız, yada hiç olup hayatımdan gitseydiniz.

6 Mart 2012 Salı

Öğretmenler.

Biz öğrenciler, okuldan nefret ettiğimiz kadar öğretmenlerden de nefret ederiz. Özellikle zor soru soran,düşük sözlü veren ve her derste ders işleyenlerden..Ben öğretmen olsam, 80in altında sözlü notu vermezdim.Çünkü, bilimsel araştırmalar bile 40dakika boyunca birinin bir şeye tamamen odaklanamayacağını söylüyor.Bizim hocalar ise 45 dakika susup, dersi dinlememizi ve derse katılmamızı istiyor.Yahu, genç insanlarız, içimiz kıpır kıpır.Nasıl susalım, put gibi duralım? Esprilere gülünce,silgi isteyince, bişey sorunca..Anında "sene sonunda görüşürüz" tehtidi..Sen dersini düzgün anlat, bize kukla yerine insan muamelesi yapın ki, bizde size saygı duyalım, sessiz olmaya çalışalım. En küçük çıtta bile "canıım" diyip gözlerini pörtletmeler, insani olmayan çığrışlar ve tehtidler, size sevgi beslemeyi bırakın, saygı bile göstermemize engel.
Yinede sözlü için her öğretmene karşı saygılı olmaya çalışıyorum.Ne zaman görsem "günaydın hocaam:)))" diyerek en hanım hanımcık tavrımı takınıyorum lakin onlar ne yapıyor? Sanki ben duvarmışım gibi cevap bile vermeden,gülümsemeden çekip yanımdan gidiyorlar.Yani sonra biz derste konuşunca suçlu oluyoruz.
Birde şeyi anlayamıyorum, her dersin öğretmeni, kendi dersini en önemli ders olarak görüyor.Matematik,fizik,kimya,geometri falan anlarım, tamam.Ama dil anlatım,ALMANCA,girişimcilik gibi dandik derslerden her hafta yüklü ödevler verilmesi, ödevlerin yapılmaması veya birazcık eksik olması sebebiyle direk tribe bağlayan,"sözlü notlarınızı ona göre vericem" diyen öğretmenleri gerçekten, ama gerçekten hiç anlayamıyorum.10.sınıfta yine yapıyordum,nasıl olsa ygs-lys çalışmasına başlamamıştım..Fakat 11.sınıfta, her gün dersane, her gün konu tekrarı, her  gün ders çalışma olunca çok afedersiniz ama asla beynimi yorupta, zamanım çok varmış gibi almanca yada dil anlatım ödevini yapamam..Hadi bir mucize oldu yaptım,ama eksik yaptım.Birde onun azarını işitiyoruz.Yahu kadın yapmışım daha ne diye bağırıyorsun, ne diye sözlülere düşük vericem diyorsun?!!! Şuana kadar ne matematikçi,ne fizikçi,ne geometrici, ne de kimyacının ödev verdiğini hatırlıyorum.Keşke verseler, hiç düşünmem yaparım gerçekten..
Tabi ki her öğretmen öyle değil..Şu lisede sadece 4 öğretmeni çok sevdim.İkiside edebiyat öğretmeniydi ve ikiside edebiyatı, zorunlu ders olduğu için anlatmıyorlardı.İkiside gerçekten edebiyatı bize sevdirmek için uğraşıyordu.Hemde çok zorlamadan,sevdirerek..Bir tanesinin sözlü notu çok yüksek değildi.Ama onu yinede seviyorum,çünkü hayalim onun gibi biri olmak.3.öğretmen ise saygıdeğer eski müdür yardımcımız...En en en en sevdiğim hoca o sanırım.Ne zaman görse, biz selam vermesek bile kendisi verir,halimizi hatrımızı sorar.Okul dışına çıktığımızda ise, o kadar şirin bir insana dönüşürki,hiç bir öğretmen onun yerini tutamaz kanımca.. Tabi birde benim aşığı olduğum geometri öğretmenim varki ... Yanında bi öğrenci görsem kıskanıp yanına gittiğim, ben üzüldüğümde hep yanıma gelir nasılım diye sorar. Dersi sevdiriyor resmen.
Neyse, asıl konuya dönersek.Öğretmenlerin derse girmeden önce ne yaşadıklarını,bizim hakkımızda ne düşündükleri veya egolarının ne kadar yüksek olduğu gerçekten umrumda değil.İstediğim sadece bizim insan olduğumuzu unutmamaları ve derse girerken acı çekiyormuş gibi değilde,sevdiği mesleği yapan mutlu biriymiş gibi davranmaları.Sadece,normal davranmalarını istiyorum..Çok bir şey değil,gerçekten.....

3 Mart 2012 Cumartesi

Dersane..

Malum günümüzde dersaneye gitmeyenleri taşlıyorlar..Bu iğrenç eğitim sisteminde dersaneye gitmeden yüksek başarı elde eden insanlar çok az zaten.Birde artık 5.sınıfta başlıyor dersane eğitimi..Eskiden, yani benim abimin zamanında 8.sınıfta gidiliyordu bir tek.. Ama artık öyle değil.Bende dersaneye 5.sınıfın sonlarında başlamıştım..6.sınıfa yazılmıştıkta işte  bi alışma süreci için gidiyorduk..Neyse efeniim..İşte 12-13yaşında başlıyoruz yarışa,18e kadar devam.Yahu 12 yaşında çocuk, gidip dışarda oynamak yerine, elinde 10 tane test kitabı, sabahın köründe kalkıp dersaneye gitmesi nasıl bir mantık? Hem artık boktan bi liseye de gitsen farketmiyor.Çünkü nasıl olsa bütün katsayılar kalktı.Anca fen lisesi kurtarır yani..Konunun özüne dönersek...Dersaneden eve giderken minibüste görüyorum.Saat 6, 13-14  yaşındaki çocuklar dersaneden çıkmış sbs-oks muhabbeti yapıyor.Şuan sbs mi var oks mi var inanın bilmiyorum, her sene değiştiği için artık takip etmek çok zor.Bende yaşadığım için biliyorum çocukken onu yaşamanın ne kadar lanet bir şey olduğunu.Oks dediler, sonra Sbs dediler,hangi sene sınava giricez o bile değişkendi.Lisede yaşayacağımız tempoyu,biz çocukluğumuzda yaşadık.Çocukluk diyorum çünkü gerçekten çocuktuk.O kadar yük bindirdiler ki sırtımıza, çocukluktan bıkmış,bunalmıştık.
Geldik liseye..Dedik oh artık bu sene yatarız..Ne yatması? Sırtımıza 10 kat daha çok yük bindi. 9.sınıf en zor sınıf kanımca.Çünkü her şeye yeni başlıyosun.14 saat ingilizce, (ki ben ingilizceyi,ilk öğrenmeye başladığımdan beri çok seven bir insanım) matematik,fizik,kimya,biyoloji..Hepsine yeniyiz.Bu sene biraz dersleri salalım daha yeni sınavdan çıktık kafasıyla yattık..(hiçdeğilse ben ve çevremdekiler öyle) Yumurta kapıya gelince  farkına vardık tabi ygs gerçeğinin.Dersaneler sağolsun 1 senelik konuyu yarım döneme sığdırabiliyor.Helal olsun valla.Bizide böylece genç yaşta hasta ediyorlar.
Bize nefes aldırmayıp,durmadan sınav stesine sokan bu eğitim sisteminin gelecekteki halini çok merak ediyorum.Eminimki artık anasıfından 1.sınıfa geçmek için bile sınav yapılacak ve çocuklar, gelecekte çocuklarına oyun anılarını değil sınav anılarını anlatacak.

2 Mart 2012 Cuma

Keşke ben giydiğimde de bana bu kadar yakışsaydı.Keşke benimde bacaklarım, bileklerim o kadar şahane olsa..Ve keşke benimde böyle bir fotoğrafım olsa ..........




Keşke üçünüzüde yaptırma imkanım olsa.

Sınav haftalarında ...




Ne zaman sınav takvimi açıklansa aha bu durumda oluyorum.Kalbim sıkışıyor,güneş birden kararıyor, okul başıma çöküyor..Diyorum, keşke yatmasaydım da çalışsaydım.Keşke yemek yemek yerine açıp bi geometri sorusu çözseydim..Keşke kıçımı büyütmeseydim.Keşke dersaneye başka bir amaçla gitmeseydim.Keşke dersleri dinleseydim. Keşke ödevlerimi yapsaydım.Keşke.................
Lakin en kötüsü sınavdan bir önceki gece.1 aylık konuyu 1 geceye sığdırmayı başaran biz öğrenciler kanımca çoğu bilim adamından daha zekiyiz.Fizik,matematik,geometri,kimya,biyoloji,tarih,ingilizce..Bütün dersleri 1 geceye sığdırabiliyoruz.Gerçekten bizler çok zekiyiz..Fakat yinede gece sendromunu değiştirmiyor..Uyumadan önce kurulan kopya planları, "sabah erken kalkınca çalışırım" "neyse minibüste bi okurum" "amaaan zaman mı yok okulda çalışırım" bahaneleri, gerçekten çok stresli olaylar.Bu yaşta öyle çok strese giriyoruzki..Yazık valla bize.
Benimde pazartesi fizik sınavım var işte..Yarın çalışcam onada.Olmazsa pazar.Olmadı sabahlarım ya sorun değil...

1 Mart 2012 Perşembe

Dini anlamak

Çoğumuz kötü bir şey yaparsak cehenneme gidiceğimizi düşünerek büyüdük.Dedikodu yapma,cehenneme gidersin.Kıskanma,cehenneme gidersin.Yalan söyleme,cehenneme gidersin...Peki ya ne zaman cennete gidicez biz? Neden bizi cehennemle korkutarak büyütüyorlar ki? Gerçi dindar bir ailem yok.Böyle şekilde büyütmediler beni fakat ailenin dışına çıkınca böyle bir ortama tanık oldum..Bizi cehennemle korkuttular.Aslında, dinde zorlama yoktur kavramını,küçüklükten beri herkes çürütüyor,ama kimsenin bundan henüz haberi yok.Dinde zorlama yoksa, küçücük çocuğu ateşler içinde yanarak korkutmak niye? Neyse tamam bunu geçtim..Peki ya,insan dinini seçmekte özgürse, niçin ateistler yada deistler toplumdan dışlanıyor? Niye düşünce özgürlüğü kısıtlanıyor? Özgür,laik bir ülkeyse ne diye "dindar toplum" yetişmesi isteniyor? Her müslüman Türk olmayacağı gibi, her Türk'te müslüman olmak zorunda değildir.Bu kadar dindarsanız,dinde zorlama olmadığını hepimizden daha iyi bilmeniz lazım.
Birde Allah yerine tanrı denildiği için "sizi tanrı korusun bizi Allah korur" gibi gerizekalıca söz yazanlar var.Ben de Allah a inanıyorum fakat ona tanrı demekte bir sakınca görmüyorum.Çünkü tanrı derken zeusu,hadesi düşünmüyorum.Düşündüğüm şey Allah.Onu düşünerek bu sözü söylüyorum.Onu hissettiğim sürece ona tanrı demişim,ilah demişim ne farkeder? 
Dinin adil olduğunu düşünmüyorum.Eğer müslümanlar cennete gidicek,hristiyanlar cehenneme gidecekse, nerde adillik? Doğarken dinimi seçmedim,tıpkı Amerikada ki yaşıtlarım gibi. Onlar da seçmedi.Kader dediğimiz olay sonucu, o ailede dünyaya  gelmiş, o ülkede doğmuş. 18 yaşında müslüman olsa,ailesi tarafından, toplum tarafından öyle bir dışlanır ki.Hayatı zindana döner..Peki nerde eşitlik?Tek şanslılar biz miyiz?Onların suçu ne?Doğarken günahsız doğan insanlar,öldüklerinde olmayan günahlarının cezasını çekicekler. Hiçteyse müslümanlara öyle anlatılmış..Ne kadar iyi olursa olsun müslüman olmayanlar cehenneme gidicek diye.Bu bilgiyi insanlar nerden öğrenmiş hiç bilmiyorum ama umarım doğru değildir. 
Ve son olarak...İnsanlarla bu konuyu konuşmaya başladığım anda insanların konuşmaktan korkmalarından sıkıldım...Eğer gerçekten inandığınız bir şey varsa bunu söylemekten,savunmaktan çekinmeyin. Kendinizi dindar olarak görüyorsanız, herkesin inandığınız şeye inanmasını istiyorsanız savunduğunuz şeyin arkasında durun.Nasıl olsa cehennemlik olan bizleriz, siz değil.

28 Şubat 2012 Salı



Düşünüyorumda, müzik olmasa....HAYIR.Düşünmesi bile çok kötü.

Akrep kızı.

Sanırım burcunun bütün özelliğini gösteren insanlardan  biriyim..Ne zaman bir yerde akrep burcunun özelliğini okusam "oha lan,ben.beni anlatmış.tam ben.ohaa buda ben!" moduna giriyorum.Yahu cidden şaşırıyorum.Akrep tanıdığım çok insan var ama, onlar benim gibi değil.Akrep değilmiş gibi yani..Mesela özelliklerimden bir kaçını yaziyim buraya..
-Sırdaş: ah ah, kimin yok ki bende sırrı..
-Gerçek dost: eskiden bunu dostlarıma sorun derdim ama şimdi açıkca söyleyebilirim ki öyleyim.
-Unutmaz: biriyle  bir tartışmaya girdiysem, bana 10 yıl önce yaptığı iyiliği yada kötülüğü direk söyleyebilirim, ne iyiliği ne kötülüğü unuturum.
-Güçlü sezgiler: bu dostluk ilişkilerinde çook işe yarıyor.
-Kindar: uuuf, hemde ne biçim.sanırım, insanları bıktıran özelliğim bu.
-Kıskanç: dostlarımı, hoşlandığım çocuğu hatta sevdiğim bir hocamı biriyle paylaşmaktansa, yarım saatlik çin işkencesine razıyım.
-Dik kafalı: güvendiğim biri olmadığı sürece, asla ama asla kimse beni susturamaz,yolumdan döndüremez.
-Şüpheci: hiç bir insana güvenmem,her insanın göstermediği kötü başka bir yüzü vardır.
-Duygusal: İşte ağlama sebeplerim; "Barney ve Robin niye sevgili değil yeaaa" "House niye böyle davranıyooo" " ya annem sabah niye tek yanağımdan öptüüüüüüü" "abim neden mesajının sonuna nokta koyduu" vs......
-İntikam: hiç bir insanın yanına yaptığı kötülükleri bırakmam. o beni yada sevdiğim birini üzücek, bişey olmamış gibi hayatına devam edicek.bende takmayıp yoluma gidicem. yok ya?!
Bunun gibi..Gerçektende tam bir akrep kızıyım.Bu özelliklerimden gurur duymuyor değilim.Sanırım diğer insanlar gibi çabuk kırılmamı engelliyor ve beni olgunlaştırıyor..Evrene bir kez daha teşekkürlerimi sunmalıyım galiba.. (:

Şubat

Sevgili şubat ayı, artık biter misin?Karları,yağmurları giderken götürür müsün? Küçücük bir iz bile bırakma giderken olur mu? Bütün soğukluğunu götür..Yaşanılan kötü şeyleride beraberinde götür,izlerini unuttur....Hafif bir rüzgarla, güneşi alıp tekrar gel.Mutlulukla gel.Yeter ki hemen git,mart ile gel.

27 Şubat 2012 Pazartesi



Sevmediğim şeylerin başında,feyste her saniye aptalca durumlar paylaşan;kendilerini komik sanan ve gereksiz triplere giren insanlardır.He birde ben şimdi feys yazdım ya,onun face diye yazıldığını bilmiyorum,sağolsun bazı beyinsizler bana bunları öğretti,teşekkürler yardımınız için.Neyse.
Feyste şöyle durum paylaşan insanları görüyorum :
"Biri gelir biri gider diye bisey yok, biri gelecek sonsuza kadar
kalacak o kadar."  Bunu yazanda 15-17 yaş arasında.Canım benim :) şimdi sevgilin olucakta, sen ölene kadar yanında mı olucak? Geçen hafta başkası için ağlarken, bugün başka biri için ağlıyorsun.Ağlaman yetmiyormuş gibi her saniye bunu feyse duyuruyorsun. Feysten sil diyeceksiniz.Sildim.Sildim de hangi birini sileyim..Arkadaşlarımda var içlerinde.Bildiğin yüzlerine söylüyorum dalga geçiyorum hala anlamıyorlar. Tuhaf yani. Bir erkek için ölüp bitmek bana o kadar gereksiz ve boş geliyor ki.Dünyada erkekten bol ne var?En çirkin kıza bile bakan var.Ama sizdeki bu erken erkek isteğini anlayamıyorum.Ailenizle vakit geçirmek yerine her saniye birisi mesaj atsında konuşiyim havasındasınız.Her saniye feys,her saniye mesaj.Dersleriniz berbat,genelkültürünüz 0.E böyle gençler olacağını bilseydi Atatürk bu kutsal görevi gençlere emanet eder miydi?(:
Birde, "bitek annem olsun bana bişey olmazz <3" "gönlümdeki tek erkek babam <3" Anne sonuçta ya.Anne.Özel bir varlık.Boş boş onu sevdiğini söyleyemeyecek kadar kutsal.Tabiki gönlündeki tek erkek baban olucak.Olması gereken,mantıklı olan bu.

Neyse.Diyeceğim şey şu ki, bu kadar erkek peşinde olmayın.Genç kızlığınızı, erkek himayesi altında geçirmeyin.Arkadaşlarınızla,dostlarınızla,ailenizle vakit geçirin.Hem bunu ablanız olarak değil,hemcinsiniz ve yaşıtınız olarak söylüyorum, anlayın yani.

Yaklaşık 3-4 yıl önce tanıştım Uykusuz dergisiyle.Her şey gibi abim sayesinde öğrendim onuda. İlk sandıkiçi okudum.O zamanlar bana çekici ve komik gelmemişti,anlamadığımdan olsa gerek. Fakat 2 senedir,bir aksilik çıkmadığı sürece her hafta alıyorum. Ve hepsinide saklıyorum. İlk olması sebebiyle Sandıkiçi'nin yeri bende çok ayrıdır..Ersin Karabulut gençliğini anlatırken sanki beni anlatıyor gibi geliyor.Çok benziyoruz gerçekten. Uykusuz'u alır almaz hoooop anında sandıkiçini okuyorum.Otobüse ne zaman binip,köşeyi okumaya başlasam "acaba Ersin Karabulut şimdi biner mi, yanıma oturur mu..."diye aptalca düşüncelere dalıyorum.Çünkü kendisi çok hoşlanıyormuş okunmasından.Bende onu bir parça mutlu etmek isterdim, o beni her hafta mutlu ediyor çünkü...Bir gün Ersin Karabulut benim maillerimi (yaklaşık 20 tane) okuyacak ve okuduğunda çok sevinip, "iyiki bu işe başlamışım" diyecek.Eminim, bir gün diyecek.

Evrenin bana o kadarda karşı olmadığını anladım bugün..."ya ben napcam yarınki sınavda" diye salya sümük ağlamama dayanamadı heralde. Sınav ertelendi..Çok yüklendim,çok isyan ettim sana değil mi? Beni affetmen için sana öyle bir hediye veriyorum ki,eminim beni hemen affediceksin..Tadını çıkara çıkara dinle..Yarattığın şeyler için bir kez daha gülümse.

26 Şubat 2012 Pazar

Yarın ilk saat fizik sınavım var.Bir konu hariç, hepsini çok iyi biliyorum.O bir konudanda yaklaşık 4 soru çıkacak.Ve ben, diğerlerini doğru yapsam bile 60 alıcam. Adaletini sikeyim ey dünya.Beynim ona basmıyorsa ben napiyim?! Evren bana oyun mu oynuyorsun?Her şeyde ezdiğin gibi bunda da mı eziyorsun?!! Bundan sonra bak bakalım sen mi büyüksün ben mi?!
my jedi master obi wan kenobi.


Jedi olmak, sanırım hayal dünyamın, en büyük hayali.Birde Kenobi'nin öğrencisi olmak..Uf be.. Düşünmesi bile güzel.

Türkiye'de öğrenci olmak.

Türkiye'de öğrenci olmak, sanırım biz gençlere verilmiş en büyük ceza..Yarış atı gibi yetiştirilen biz öğrenciler, sosyal hayatla ders arasında seçim yapmaya zorlanmış bulunmaktayız.Her şey sınav.Bizim yeteneklerimize,ilgi alanlarımıza yönelik çalışma yok.İletişim yok. Saygı yok. Yok efendim bir sene sınav sorularını yandaşlara verirler, yok efendim bu sene ygs ocakta olacakmış, yok katsayı kalkmış, yok okul puanı artmış..Ohoo,biz sistemin ne olduğunu çözene kadar bir senemiz geçiyor.Her sene yenilik, her sene saçmalık. SBS maduruyum ben birde..Yahu kardeşim, ne güzel davranış puanından almışız 8 puan.Daha ne diye dava açıp düşürüyorsun? Zaten bok gibi olan puanım iyice yerlere düştü, 432 oldu. Yüzüne bile bakmadığımız liselerin,kapılarına giremez olduk.Tercih listemize bile yazamadık.Çünkü öyle değişken ki her şey.Bugün kazandığın yeri yarın kazanamıyorsun.
Hadi bitti sbs ohh mis rahatız falan..2 sene yatış..Şimdi yumurta kapıya geldi çok afedersiniz..Olduk 11. Neyseki çalışmaya erken başladımda gelecek sene çok yoğun olmayacağım..Çalışmaya başladığım andan beri sosyal hayatım azaldı..Geçen seneye kadar, her ay vizyonda olan filmleri bilir,çoğuna giderdim.Şimdi vizyonda hangi film var, hangi oyuncu çıkış yaptı,Oscar'a hangi filmler aday oldu, hiç birinden haberim yok.Bir tek dizi izliyorum,3diziyide cuma gününe sığdırıyorum..Arkadaşlarla buluşamıyoruz bile.Neden?Çünkü dersane denen lanet şey var. Sosyal hayatla dersi dengelemek çok zor oluyor, en azından benim için.Şuan bunu yazarken bir yandan yarınki fizik sınavım için konu anlatımları dinliyorum internetten..Tabi ne kadarını dinliyorum orası ayrı...
Birde  liseleri hep dizilerdeki gibi sanardım,gerçi kim sanmadı ki? Şu anadolu lisesine gittiğim güne gerçekten lanet olsun..Çalışmadığım her saniyeyede.. Herşeyin saç toplamayla,etek uzunluğuyla,kısa saçla olabileceğini düşünüyorlar..Ne bir sosyal aktivite var ne de etkinlik..Yahu daha kendi okul binamız yok?! İlkokullarla aynı bahçeyi paylaşıyoruz. Ne zaman dışarı çıksak "ay acaba şimdi bi çocuk gelip kafama vurur mu" korkusuyla çok uzaklara gidemiyoruz.Lise yıllarımızı doya doya yaşayamıyoruz! Ve anlamıyorum ben mi çok uğursuzum..Sadece 3-4 tane dost edinebildim, arkadaş bile edinemedim doğru düzgün.O kadar ergen var ki okulda.Ergenlikten kastım,daha çocukça hareketlerde bulunanlar, sınıfta dövüşenler?!! sonra da hahahahahahaah diye anıranlar..Bi gün okulun önünde beni sıkıştırsalar, eminim bir erkek bile kıçını kaldırıp yardım etmez.Hepsi görmemiş gibi kaçarlar.
Neyse, özetle, genç bir insanın başına gelebilecek en kötü şeylerden biri Türkiye'de, böyle bir eğitim sisteminde öğrenci olmak.Umuyorum ki evren bu laneti bizim üzerimizden kaldıracak,gelecek nesillerdeki öğrenciler sabah kalkarken, küfür ede ede okula gitmeyecekler.Umuyorum bir gün eğitim kölelik olmayacak,medeniyetleşmek olacak.

25 Şubat 2012 Cumartesi


 Ne zaman Dexter sayfalarına girsem, herkes Rita'nın ölümüne sevinmiş..Şaşırdım.Oysa kadın kendi halinde,saf,geveze ama iyi biriydi.Dexter'ı düzeltmişti.Erkek olduğunu göstermişti 
ona..Normalleştirmişti.Değer vermeyi öğretmişti..Yazık oldu..Başka türlü ölse  yine üzülürdüm ama, o şekilde ölümü..Aman aman,4 gün izleyip ağlamıştım.Delimiyim neyim.



 Harrison..Minik,şirinlik abidesi,sarışın, zeki Harrison.Yaşadığın travma seni Dexter gibi biri yapacak mı bilinmez -ki yok gibi duruyor- ama sen o şirinlikle babanın minikliğini bile solladın.Paytak paytak yürüyüşlü, şapşirik bakışlı, Dexter'ın yaşama sebebi Harrison. Rita'nın ölümünü bile unutturdun ya daha ne olsun..




Ve 6.sezon finali...Aslında herkes bekliyordu böyle bir şeyin bir gün olacağını.Çünkü nereye kadar saklayabilir ki bu büyük sırrı? Deb-Dex ilişkisi bi tuhaf zaten.Çok yapmacık yani..Birde üstüne aşk çıktı...Ne olur bilinmez ama, Deb bu aşkla, değil Dexter'dan kaçmak,ona yardım bile eder, benden söylemesi.

-I am a father, a son, serial killer.







Dexter

Eskiden, kulaktan dolma bilgilerle, "He evet Dexter'ı biliyorum serikatil.Hiç hoş değil izlemem asla." diyordum,hem biraz korktuğumdan hemde içeriğini bilmediğimden,biliyormuş gibi görünmek istediğim için.Biliyorum fakat izlemiyorum havalarındaydım yani.Ama artık, gerçekten dizi boşluğu çekiyordum.İzlediğim diziler sezon finalindeydi.Başka dizilerde beni kendine bağlamıyordu.Daha sonra okuldan öyle bir sıkıntılı hale geldiğim bir zamanda hadi bari,başliyim şuna artık dediğim andan beri, bir tutku benim için Dexter. Ben ki her şeye aşırı bağlanan bir insan, dizilerden çok etkilenen, House'ta bile "House niye böylee yeaaaaa" diye oturup hüngür hüngür ağlayan ben, Dexter'a tam bir bağımlı olmuştum.Abimde izlediği için bu diziyi, pek onaylamıyordu.Ama iyiki onu dinlememişim, iyiki izlemişim. Sınav haftalarımda bile zamanımı ayırıp izliyordum. Hiç pişman değilim.
 Çoğu dizi gibi her bölümde farklı insanın başına gelenleri anlatıp, ana karakterlere daha az yer ayıran bir dizi değil ki bu benim istediğim şey..Dexter'ın kendisiyle çatışması, kullandığı maskenin gün geçtikçe kendileşmesi,gerçekten izlettiriyor ve kendine hayran bıraktırıyor. Dexter'ın iç dünyası, kendi iç dünyam gibi...Tuhaf,anlatamıyorum da.En iyisi siz,zihninizi boşaltın, bir mısır patlatın, koyun kolanızı ve başlayın Dexter'a. Çünkü eminim,asla "ya ben izliyordum onuda 3.sezonda bıraktım"demeyeceksiniz..


Ayrıca, sadece bir iki bölümünü izlemiş insanlarla da kavgaya tutuşuyorum." Dexter kötü ya.." diyorlar hep.Yahu arkadaşım, kaç kere izlemişsin?Bir bölümün anca 35 dakikasını izleyip bişey anlamayıp "kötü yaa"diyorlar..Ahh ahh, onlar da bir zahmet yok olursa.. :)


Bazen düşünüyorum da..Gerçekten bir dizi için nasıl bu kadar uyumlu insanlar yan yana getirilip,kusursuz olur?  Ciddiyim.Nasıl yani? Ted ve Robin iğrenç mesela. Hiç yakışmayan,itici bir tip. Ama Barney ve Robin... 1.sezondan itibaren sanki birbirleri için yaratılmış gibi.Tuhaf gerçekten.
Tanrı, bizim ülkemizdede bir gitar ilahı olduğunu duymuş olmalı..Senide aldı Hendrix gibi, Stevie Ray Vaughan gibi..

Her şey boşuna..

O kadar saçma ki birine, bir şeye bağlanmak..Birine bağlanıyorsun.Ağzına sıçıyor. Bilgisayarına bağlanıyorsun.Bozuluyor.Dostuna bağlanıyorsun.Seni elinde oynatıyor.Benim gibi biri için bağlanmak, en büyük sorun..Silgim kaybolsa, evde kıyameti koparıyorum.Maalesef son aylarda evren benden dostumu koparmaya çalışıyor.Başarılı olduda sanki.Her şeyi bana karşı gibiymiş gibi..Hoş evren de işi gücü yok benle mi uğraşacak?Uğraşıyor işte.Niyeyse..Sanki bir şey yapmışım gibi.Yaptığım tek şey hayatı sorgulamaktı.Tanrı'yı,yarattıklarını, yaratılışımızı..Sadece sorgulamaktı.Evren sorgulamamın cezasını veriyor bence..Çünkü eskiden hiç bir şey bu kadar karmaşık değildi.Her şey daha kolaydı. Artık kolay değil. Millet ilk adımı benden bekliyor.İyi biride değilim niye benden bekliyorlarsa? İyi olduğum tek konu,dostlarımın iyiliği için her şeyi yapmam.Onlar bunun değerini bilmiyorlar gerçi ama yine uğraşıyorum yine kasıyorum mutlu olsunlar diye..Meğer hepsi  benim sonumu hazırlıyormuş.Tanrıya şükürler olsunki henüz 17 yaşındayım. Genç yaşta öğrendim doğruyu yanlışı.Geleceğe ders oldu bu..Demek böyle oluyormuş olgunlaşmak,öğrenmek,ders almak.Bana bunları yaşattığın için sağol. Sen olmasan herkese güvenir,kalbim kırılabilirdi.