6 Mart 2012 Salı

Öğretmenler.

Biz öğrenciler, okuldan nefret ettiğimiz kadar öğretmenlerden de nefret ederiz. Özellikle zor soru soran,düşük sözlü veren ve her derste ders işleyenlerden..Ben öğretmen olsam, 80in altında sözlü notu vermezdim.Çünkü, bilimsel araştırmalar bile 40dakika boyunca birinin bir şeye tamamen odaklanamayacağını söylüyor.Bizim hocalar ise 45 dakika susup, dersi dinlememizi ve derse katılmamızı istiyor.Yahu, genç insanlarız, içimiz kıpır kıpır.Nasıl susalım, put gibi duralım? Esprilere gülünce,silgi isteyince, bişey sorunca..Anında "sene sonunda görüşürüz" tehtidi..Sen dersini düzgün anlat, bize kukla yerine insan muamelesi yapın ki, bizde size saygı duyalım, sessiz olmaya çalışalım. En küçük çıtta bile "canıım" diyip gözlerini pörtletmeler, insani olmayan çığrışlar ve tehtidler, size sevgi beslemeyi bırakın, saygı bile göstermemize engel.
Yinede sözlü için her öğretmene karşı saygılı olmaya çalışıyorum.Ne zaman görsem "günaydın hocaam:)))" diyerek en hanım hanımcık tavrımı takınıyorum lakin onlar ne yapıyor? Sanki ben duvarmışım gibi cevap bile vermeden,gülümsemeden çekip yanımdan gidiyorlar.Yani sonra biz derste konuşunca suçlu oluyoruz.
Birde şeyi anlayamıyorum, her dersin öğretmeni, kendi dersini en önemli ders olarak görüyor.Matematik,fizik,kimya,geometri falan anlarım, tamam.Ama dil anlatım,ALMANCA,girişimcilik gibi dandik derslerden her hafta yüklü ödevler verilmesi, ödevlerin yapılmaması veya birazcık eksik olması sebebiyle direk tribe bağlayan,"sözlü notlarınızı ona göre vericem" diyen öğretmenleri gerçekten, ama gerçekten hiç anlayamıyorum.10.sınıfta yine yapıyordum,nasıl olsa ygs-lys çalışmasına başlamamıştım..Fakat 11.sınıfta, her gün dersane, her gün konu tekrarı, her  gün ders çalışma olunca çok afedersiniz ama asla beynimi yorupta, zamanım çok varmış gibi almanca yada dil anlatım ödevini yapamam..Hadi bir mucize oldu yaptım,ama eksik yaptım.Birde onun azarını işitiyoruz.Yahu kadın yapmışım daha ne diye bağırıyorsun, ne diye sözlülere düşük vericem diyorsun?!!! Şuana kadar ne matematikçi,ne fizikçi,ne geometrici, ne de kimyacının ödev verdiğini hatırlıyorum.Keşke verseler, hiç düşünmem yaparım gerçekten..
Tabi ki her öğretmen öyle değil..Şu lisede sadece 4 öğretmeni çok sevdim.İkiside edebiyat öğretmeniydi ve ikiside edebiyatı, zorunlu ders olduğu için anlatmıyorlardı.İkiside gerçekten edebiyatı bize sevdirmek için uğraşıyordu.Hemde çok zorlamadan,sevdirerek..Bir tanesinin sözlü notu çok yüksek değildi.Ama onu yinede seviyorum,çünkü hayalim onun gibi biri olmak.3.öğretmen ise saygıdeğer eski müdür yardımcımız...En en en en sevdiğim hoca o sanırım.Ne zaman görse, biz selam vermesek bile kendisi verir,halimizi hatrımızı sorar.Okul dışına çıktığımızda ise, o kadar şirin bir insana dönüşürki,hiç bir öğretmen onun yerini tutamaz kanımca.. Tabi birde benim aşığı olduğum geometri öğretmenim varki ... Yanında bi öğrenci görsem kıskanıp yanına gittiğim, ben üzüldüğümde hep yanıma gelir nasılım diye sorar. Dersi sevdiriyor resmen.
Neyse, asıl konuya dönersek.Öğretmenlerin derse girmeden önce ne yaşadıklarını,bizim hakkımızda ne düşündükleri veya egolarının ne kadar yüksek olduğu gerçekten umrumda değil.İstediğim sadece bizim insan olduğumuzu unutmamaları ve derse girerken acı çekiyormuş gibi değilde,sevdiği mesleği yapan mutlu biriymiş gibi davranmaları.Sadece,normal davranmalarını istiyorum..Çok bir şey değil,gerçekten.....

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder