27 Haziran 2012 Çarşamba

Dizi-film çiftleri

Bazen oturup düşünüyorum.Yahu şu dizi-filmlerdeki sevgililer nasıl oluyor da bu kadar yakışabiliyor? Bazıları sevgili değil gerçi kimisi tek taraflı seviyor.Ama sevdiği insan işte kendine bu kadar yakışabilir. Etrafımda gördüğüm çiftlerden daha gerçekçi geliyor bunlar bana.Bazen sırf bunlar için diziyi izliyorum.Bazende "laan acaba beni de böyle biri sever mi" diye zırlıyorum.Kendimi çok kaptırıyorum ama kaptırmakta haklı değil miyim, hepsi nasılda yakışıyor birbirine :( Tabi benim en en en favori çiftim Tom ve Summer o ayrı.Neyse şimdilik benim bayıldığım çiftler bunlar,daha da var tabi aklıma gelmedi...


10 things i hate about you

How I Met Your Mother

Shameless

Star Wars

Vampire Diaries

500 Days Of Summer

The Notebook

Hepimizin bildiği Harry Potter tabiki :) 
Game of Thrones





Hayatımdaki cool erkek tanımı tam olarakta bu.

25 Haziran 2012 Pazartesi

Yalnızlığına kaç dostum!

Kendi savaşınızı açmalısınız,kendi düşüncelerinizin uğruna.Düşünceleriniz yenilse bile,dürüstlüğünüz zafer çığlıkları atmalıdır bunun için. (Nietzsche)

Dünya, 15 yaşından küçük çocuklara
din dersi vermeyecek kadar dürüst olursa,
belki o zaman ona karşı umut besleyebiliriz. (Arthur Schopenhauer)

Anarşi çağına giriyoruz:
-fakat bu çağ aynı zamanda en akıllı ve en özgür bireyliklerin çağıdır.
Düşüncenin görülmedik gürbüzlüğü gittikçe artmaktadır.
O zamana dek töre ve ilk ahlâkın önlediği, dehanın çağıdır bu.(Nietzsche)




Okulun bana verdiği en büyük ders felsefeyle tanıştırması heralde. İlerde V gibi koyu bir anarşist olurum belki belli mi olur :P Yukardakilerde düşündüklerimi dile getiren sözlerden sadece bazıları.
Ayrıca beni anarşist sisteme sürükleyen başımızdaki piçlerinde allah belasını versin,net.

21 Haziran 2012 Perşembe

Hi-Voltage anıları





19 haziran sabahı öyle bir heyecanla kalktım ki, saat kurmadan,annemin uyandırmasını beklemeden 11 de ayaktaydım. Şubattan beri beklediğim gün sonunda gelmişti çünkü... Neyse efenim işte o heyecanla buluştum arkadaşla gittik Kadıköy'e. Ordan Beşiktaş vapuruna.Sonra hoop Küçükçiftlik'e. Beşiktaş stadının ordan kuyruk başlıyordu.Kimileri çimlere oturmuş içkilerini içiyorlardı, kimisi (tıpkı bizim gibi) tam kapının önünde bekliyordu. Sıra beklerken çok güzel insanlarla tanıştık. Hepsi gerçekten çok iyilerdi, kapı açılınca ezilmeyelim diye bize yer falan açmışlardı. Neyse girdik konser alanına. Koştuk tabi önde yer kapmak için.İlk önce Comma çıktı. Açıkçası daha önce hiç duymamıştım kendilerini. Öyle çerezlik dinledik.Daha sonra Gitarizma çıktı. Gerçekten çok kaliteli insanlar oluşan harika bir grup.Cem Köksal'ı öyle tam karşımda görünce çok sevindim kendisine gizliden hayranımda :P Sanırım Cenk Eroğlu'nun oğlu çıktı sahneye. Gerçekten yetenek abidesiydi :) Yani bir insanın babası ne kadar yetenekli olursa olsun kendisinde olmazsa o yetenek, olmaz. Ama kendiside çok yetenekliydi,kendisi çok başarılı olucak büyüyünce bence.

Sonra Kurban çıktı.Kurban benim yıllardır hayranı olduğum, albümlerini aldığım tek Türk grubu.Burak Gürpınar'a ayrı bir ilgi duyuyorum zaten o ayrı... "Yine" şarkısıyla başladılar. Bi baktım sadece ben omuzdayım.Herkes yuhluyor. Deniz Yılmaz'ın Dio'ya ettiği küfürden ötürü millet kendince protesto ediyor. İşin aslında haklılar da. Metal ilahına hakaret etmek gerçekten büyük terbiyesizlik.Ama benim gibi sevenler de vardı Kurban'ı. Öyle böyle söylediler sıra Trivium'a geldi. Öyle çok dinlediğim bir grup değil. Ama milleti coşturmayı çok iyi başardılar. Bi ara kendimizi pogo'nun ortasında bulduk. Bildiğin eziliyoruz orda. Yanımızdaki erkekler de yoktu biz arkaya geçmiştik. Şükürler olsun ki bi tane çocuk çekti bizi kenara hemen. "Ciddi ciddi kız başınıza mı geldiniz buraya?" dedi. Güldük.. Trivium'da çok headbang yapmak istemedim Megadeth'e kalsın diye. Ama Trivium sahneden indikten sonra o kadar boynum ağrıyordu ki nasıl headbang yaptıysam artık.


Veeee sonunda Megadeth! Arayı o kadar uzattılar ki en son kendimi arkadaşla yerde uyurken buldum. Sahneye çıktılar ve Never Dead ile başladılar. Olduğum yerden de bu kısa boyuma rağmen Dave ve Chris çok iyi gözüküyordu. Trust, Dawn Patrol ve Sweating Bullets ile iyice coşup yorgunluğum artmışken hayatımın soundtrack i dediğim şarkı çalmaya başladı; A Tout Le Monde. Sesim kısılana kadar bağırdım şarkıyı söyledim,kelimesi kelimesine hemde. Whose Life'tan sonra anladık ki ayakta duramıyoruz, çimlere gittik bizde. Çimlerde uzanarak canlı canlı Public Enemy no1'ı dinlemek asla aklıma gelmezdi. Sonra Symphony of Destruction ile yine deli gibi headbang yapmak... Son olarak Holy Wars ile gençliğimin en güzel gününü yaşadığımı anladım. Mustaine gerçekten Tanrı, onu da anladım. Shawn ne kadar gözükmese de, Chris beni ağlatsa da GOD BLESS MEGADETH!