28 Şubat 2012 Salı



Düşünüyorumda, müzik olmasa....HAYIR.Düşünmesi bile çok kötü.

Akrep kızı.

Sanırım burcunun bütün özelliğini gösteren insanlardan  biriyim..Ne zaman bir yerde akrep burcunun özelliğini okusam "oha lan,ben.beni anlatmış.tam ben.ohaa buda ben!" moduna giriyorum.Yahu cidden şaşırıyorum.Akrep tanıdığım çok insan var ama, onlar benim gibi değil.Akrep değilmiş gibi yani..Mesela özelliklerimden bir kaçını yaziyim buraya..
-Sırdaş: ah ah, kimin yok ki bende sırrı..
-Gerçek dost: eskiden bunu dostlarıma sorun derdim ama şimdi açıkca söyleyebilirim ki öyleyim.
-Unutmaz: biriyle  bir tartışmaya girdiysem, bana 10 yıl önce yaptığı iyiliği yada kötülüğü direk söyleyebilirim, ne iyiliği ne kötülüğü unuturum.
-Güçlü sezgiler: bu dostluk ilişkilerinde çook işe yarıyor.
-Kindar: uuuf, hemde ne biçim.sanırım, insanları bıktıran özelliğim bu.
-Kıskanç: dostlarımı, hoşlandığım çocuğu hatta sevdiğim bir hocamı biriyle paylaşmaktansa, yarım saatlik çin işkencesine razıyım.
-Dik kafalı: güvendiğim biri olmadığı sürece, asla ama asla kimse beni susturamaz,yolumdan döndüremez.
-Şüpheci: hiç bir insana güvenmem,her insanın göstermediği kötü başka bir yüzü vardır.
-Duygusal: İşte ağlama sebeplerim; "Barney ve Robin niye sevgili değil yeaaa" "House niye böyle davranıyooo" " ya annem sabah niye tek yanağımdan öptüüüüüüü" "abim neden mesajının sonuna nokta koyduu" vs......
-İntikam: hiç bir insanın yanına yaptığı kötülükleri bırakmam. o beni yada sevdiğim birini üzücek, bişey olmamış gibi hayatına devam edicek.bende takmayıp yoluma gidicem. yok ya?!
Bunun gibi..Gerçektende tam bir akrep kızıyım.Bu özelliklerimden gurur duymuyor değilim.Sanırım diğer insanlar gibi çabuk kırılmamı engelliyor ve beni olgunlaştırıyor..Evrene bir kez daha teşekkürlerimi sunmalıyım galiba.. (:

Şubat

Sevgili şubat ayı, artık biter misin?Karları,yağmurları giderken götürür müsün? Küçücük bir iz bile bırakma giderken olur mu? Bütün soğukluğunu götür..Yaşanılan kötü şeyleride beraberinde götür,izlerini unuttur....Hafif bir rüzgarla, güneşi alıp tekrar gel.Mutlulukla gel.Yeter ki hemen git,mart ile gel.

27 Şubat 2012 Pazartesi



Sevmediğim şeylerin başında,feyste her saniye aptalca durumlar paylaşan;kendilerini komik sanan ve gereksiz triplere giren insanlardır.He birde ben şimdi feys yazdım ya,onun face diye yazıldığını bilmiyorum,sağolsun bazı beyinsizler bana bunları öğretti,teşekkürler yardımınız için.Neyse.
Feyste şöyle durum paylaşan insanları görüyorum :
"Biri gelir biri gider diye bisey yok, biri gelecek sonsuza kadar
kalacak o kadar."  Bunu yazanda 15-17 yaş arasında.Canım benim :) şimdi sevgilin olucakta, sen ölene kadar yanında mı olucak? Geçen hafta başkası için ağlarken, bugün başka biri için ağlıyorsun.Ağlaman yetmiyormuş gibi her saniye bunu feyse duyuruyorsun. Feysten sil diyeceksiniz.Sildim.Sildim de hangi birini sileyim..Arkadaşlarımda var içlerinde.Bildiğin yüzlerine söylüyorum dalga geçiyorum hala anlamıyorlar. Tuhaf yani. Bir erkek için ölüp bitmek bana o kadar gereksiz ve boş geliyor ki.Dünyada erkekten bol ne var?En çirkin kıza bile bakan var.Ama sizdeki bu erken erkek isteğini anlayamıyorum.Ailenizle vakit geçirmek yerine her saniye birisi mesaj atsında konuşiyim havasındasınız.Her saniye feys,her saniye mesaj.Dersleriniz berbat,genelkültürünüz 0.E böyle gençler olacağını bilseydi Atatürk bu kutsal görevi gençlere emanet eder miydi?(:
Birde, "bitek annem olsun bana bişey olmazz <3" "gönlümdeki tek erkek babam <3" Anne sonuçta ya.Anne.Özel bir varlık.Boş boş onu sevdiğini söyleyemeyecek kadar kutsal.Tabiki gönlündeki tek erkek baban olucak.Olması gereken,mantıklı olan bu.

Neyse.Diyeceğim şey şu ki, bu kadar erkek peşinde olmayın.Genç kızlığınızı, erkek himayesi altında geçirmeyin.Arkadaşlarınızla,dostlarınızla,ailenizle vakit geçirin.Hem bunu ablanız olarak değil,hemcinsiniz ve yaşıtınız olarak söylüyorum, anlayın yani.

Yaklaşık 3-4 yıl önce tanıştım Uykusuz dergisiyle.Her şey gibi abim sayesinde öğrendim onuda. İlk sandıkiçi okudum.O zamanlar bana çekici ve komik gelmemişti,anlamadığımdan olsa gerek. Fakat 2 senedir,bir aksilik çıkmadığı sürece her hafta alıyorum. Ve hepsinide saklıyorum. İlk olması sebebiyle Sandıkiçi'nin yeri bende çok ayrıdır..Ersin Karabulut gençliğini anlatırken sanki beni anlatıyor gibi geliyor.Çok benziyoruz gerçekten. Uykusuz'u alır almaz hoooop anında sandıkiçini okuyorum.Otobüse ne zaman binip,köşeyi okumaya başlasam "acaba Ersin Karabulut şimdi biner mi, yanıma oturur mu..."diye aptalca düşüncelere dalıyorum.Çünkü kendisi çok hoşlanıyormuş okunmasından.Bende onu bir parça mutlu etmek isterdim, o beni her hafta mutlu ediyor çünkü...Bir gün Ersin Karabulut benim maillerimi (yaklaşık 20 tane) okuyacak ve okuduğunda çok sevinip, "iyiki bu işe başlamışım" diyecek.Eminim, bir gün diyecek.

Evrenin bana o kadarda karşı olmadığını anladım bugün..."ya ben napcam yarınki sınavda" diye salya sümük ağlamama dayanamadı heralde. Sınav ertelendi..Çok yüklendim,çok isyan ettim sana değil mi? Beni affetmen için sana öyle bir hediye veriyorum ki,eminim beni hemen affediceksin..Tadını çıkara çıkara dinle..Yarattığın şeyler için bir kez daha gülümse.

26 Şubat 2012 Pazar

Yarın ilk saat fizik sınavım var.Bir konu hariç, hepsini çok iyi biliyorum.O bir konudanda yaklaşık 4 soru çıkacak.Ve ben, diğerlerini doğru yapsam bile 60 alıcam. Adaletini sikeyim ey dünya.Beynim ona basmıyorsa ben napiyim?! Evren bana oyun mu oynuyorsun?Her şeyde ezdiğin gibi bunda da mı eziyorsun?!! Bundan sonra bak bakalım sen mi büyüksün ben mi?!
my jedi master obi wan kenobi.


Jedi olmak, sanırım hayal dünyamın, en büyük hayali.Birde Kenobi'nin öğrencisi olmak..Uf be.. Düşünmesi bile güzel.

Türkiye'de öğrenci olmak.

Türkiye'de öğrenci olmak, sanırım biz gençlere verilmiş en büyük ceza..Yarış atı gibi yetiştirilen biz öğrenciler, sosyal hayatla ders arasında seçim yapmaya zorlanmış bulunmaktayız.Her şey sınav.Bizim yeteneklerimize,ilgi alanlarımıza yönelik çalışma yok.İletişim yok. Saygı yok. Yok efendim bir sene sınav sorularını yandaşlara verirler, yok efendim bu sene ygs ocakta olacakmış, yok katsayı kalkmış, yok okul puanı artmış..Ohoo,biz sistemin ne olduğunu çözene kadar bir senemiz geçiyor.Her sene yenilik, her sene saçmalık. SBS maduruyum ben birde..Yahu kardeşim, ne güzel davranış puanından almışız 8 puan.Daha ne diye dava açıp düşürüyorsun? Zaten bok gibi olan puanım iyice yerlere düştü, 432 oldu. Yüzüne bile bakmadığımız liselerin,kapılarına giremez olduk.Tercih listemize bile yazamadık.Çünkü öyle değişken ki her şey.Bugün kazandığın yeri yarın kazanamıyorsun.
Hadi bitti sbs ohh mis rahatız falan..2 sene yatış..Şimdi yumurta kapıya geldi çok afedersiniz..Olduk 11. Neyseki çalışmaya erken başladımda gelecek sene çok yoğun olmayacağım..Çalışmaya başladığım andan beri sosyal hayatım azaldı..Geçen seneye kadar, her ay vizyonda olan filmleri bilir,çoğuna giderdim.Şimdi vizyonda hangi film var, hangi oyuncu çıkış yaptı,Oscar'a hangi filmler aday oldu, hiç birinden haberim yok.Bir tek dizi izliyorum,3diziyide cuma gününe sığdırıyorum..Arkadaşlarla buluşamıyoruz bile.Neden?Çünkü dersane denen lanet şey var. Sosyal hayatla dersi dengelemek çok zor oluyor, en azından benim için.Şuan bunu yazarken bir yandan yarınki fizik sınavım için konu anlatımları dinliyorum internetten..Tabi ne kadarını dinliyorum orası ayrı...
Birde  liseleri hep dizilerdeki gibi sanardım,gerçi kim sanmadı ki? Şu anadolu lisesine gittiğim güne gerçekten lanet olsun..Çalışmadığım her saniyeyede.. Herşeyin saç toplamayla,etek uzunluğuyla,kısa saçla olabileceğini düşünüyorlar..Ne bir sosyal aktivite var ne de etkinlik..Yahu daha kendi okul binamız yok?! İlkokullarla aynı bahçeyi paylaşıyoruz. Ne zaman dışarı çıksak "ay acaba şimdi bi çocuk gelip kafama vurur mu" korkusuyla çok uzaklara gidemiyoruz.Lise yıllarımızı doya doya yaşayamıyoruz! Ve anlamıyorum ben mi çok uğursuzum..Sadece 3-4 tane dost edinebildim, arkadaş bile edinemedim doğru düzgün.O kadar ergen var ki okulda.Ergenlikten kastım,daha çocukça hareketlerde bulunanlar, sınıfta dövüşenler?!! sonra da hahahahahahaah diye anıranlar..Bi gün okulun önünde beni sıkıştırsalar, eminim bir erkek bile kıçını kaldırıp yardım etmez.Hepsi görmemiş gibi kaçarlar.
Neyse, özetle, genç bir insanın başına gelebilecek en kötü şeylerden biri Türkiye'de, böyle bir eğitim sisteminde öğrenci olmak.Umuyorum ki evren bu laneti bizim üzerimizden kaldıracak,gelecek nesillerdeki öğrenciler sabah kalkarken, küfür ede ede okula gitmeyecekler.Umuyorum bir gün eğitim kölelik olmayacak,medeniyetleşmek olacak.

25 Şubat 2012 Cumartesi


 Ne zaman Dexter sayfalarına girsem, herkes Rita'nın ölümüne sevinmiş..Şaşırdım.Oysa kadın kendi halinde,saf,geveze ama iyi biriydi.Dexter'ı düzeltmişti.Erkek olduğunu göstermişti 
ona..Normalleştirmişti.Değer vermeyi öğretmişti..Yazık oldu..Başka türlü ölse  yine üzülürdüm ama, o şekilde ölümü..Aman aman,4 gün izleyip ağlamıştım.Delimiyim neyim.



 Harrison..Minik,şirinlik abidesi,sarışın, zeki Harrison.Yaşadığın travma seni Dexter gibi biri yapacak mı bilinmez -ki yok gibi duruyor- ama sen o şirinlikle babanın minikliğini bile solladın.Paytak paytak yürüyüşlü, şapşirik bakışlı, Dexter'ın yaşama sebebi Harrison. Rita'nın ölümünü bile unutturdun ya daha ne olsun..




Ve 6.sezon finali...Aslında herkes bekliyordu böyle bir şeyin bir gün olacağını.Çünkü nereye kadar saklayabilir ki bu büyük sırrı? Deb-Dex ilişkisi bi tuhaf zaten.Çok yapmacık yani..Birde üstüne aşk çıktı...Ne olur bilinmez ama, Deb bu aşkla, değil Dexter'dan kaçmak,ona yardım bile eder, benden söylemesi.

-I am a father, a son, serial killer.







Dexter

Eskiden, kulaktan dolma bilgilerle, "He evet Dexter'ı biliyorum serikatil.Hiç hoş değil izlemem asla." diyordum,hem biraz korktuğumdan hemde içeriğini bilmediğimden,biliyormuş gibi görünmek istediğim için.Biliyorum fakat izlemiyorum havalarındaydım yani.Ama artık, gerçekten dizi boşluğu çekiyordum.İzlediğim diziler sezon finalindeydi.Başka dizilerde beni kendine bağlamıyordu.Daha sonra okuldan öyle bir sıkıntılı hale geldiğim bir zamanda hadi bari,başliyim şuna artık dediğim andan beri, bir tutku benim için Dexter. Ben ki her şeye aşırı bağlanan bir insan, dizilerden çok etkilenen, House'ta bile "House niye böylee yeaaaaa" diye oturup hüngür hüngür ağlayan ben, Dexter'a tam bir bağımlı olmuştum.Abimde izlediği için bu diziyi, pek onaylamıyordu.Ama iyiki onu dinlememişim, iyiki izlemişim. Sınav haftalarımda bile zamanımı ayırıp izliyordum. Hiç pişman değilim.
 Çoğu dizi gibi her bölümde farklı insanın başına gelenleri anlatıp, ana karakterlere daha az yer ayıran bir dizi değil ki bu benim istediğim şey..Dexter'ın kendisiyle çatışması, kullandığı maskenin gün geçtikçe kendileşmesi,gerçekten izlettiriyor ve kendine hayran bıraktırıyor. Dexter'ın iç dünyası, kendi iç dünyam gibi...Tuhaf,anlatamıyorum da.En iyisi siz,zihninizi boşaltın, bir mısır patlatın, koyun kolanızı ve başlayın Dexter'a. Çünkü eminim,asla "ya ben izliyordum onuda 3.sezonda bıraktım"demeyeceksiniz..


Ayrıca, sadece bir iki bölümünü izlemiş insanlarla da kavgaya tutuşuyorum." Dexter kötü ya.." diyorlar hep.Yahu arkadaşım, kaç kere izlemişsin?Bir bölümün anca 35 dakikasını izleyip bişey anlamayıp "kötü yaa"diyorlar..Ahh ahh, onlar da bir zahmet yok olursa.. :)


Bazen düşünüyorum da..Gerçekten bir dizi için nasıl bu kadar uyumlu insanlar yan yana getirilip,kusursuz olur?  Ciddiyim.Nasıl yani? Ted ve Robin iğrenç mesela. Hiç yakışmayan,itici bir tip. Ama Barney ve Robin... 1.sezondan itibaren sanki birbirleri için yaratılmış gibi.Tuhaf gerçekten.
Tanrı, bizim ülkemizdede bir gitar ilahı olduğunu duymuş olmalı..Senide aldı Hendrix gibi, Stevie Ray Vaughan gibi..

Her şey boşuna..

O kadar saçma ki birine, bir şeye bağlanmak..Birine bağlanıyorsun.Ağzına sıçıyor. Bilgisayarına bağlanıyorsun.Bozuluyor.Dostuna bağlanıyorsun.Seni elinde oynatıyor.Benim gibi biri için bağlanmak, en büyük sorun..Silgim kaybolsa, evde kıyameti koparıyorum.Maalesef son aylarda evren benden dostumu koparmaya çalışıyor.Başarılı olduda sanki.Her şeyi bana karşı gibiymiş gibi..Hoş evren de işi gücü yok benle mi uğraşacak?Uğraşıyor işte.Niyeyse..Sanki bir şey yapmışım gibi.Yaptığım tek şey hayatı sorgulamaktı.Tanrı'yı,yarattıklarını, yaratılışımızı..Sadece sorgulamaktı.Evren sorgulamamın cezasını veriyor bence..Çünkü eskiden hiç bir şey bu kadar karmaşık değildi.Her şey daha kolaydı. Artık kolay değil. Millet ilk adımı benden bekliyor.İyi biride değilim niye benden bekliyorlarsa? İyi olduğum tek konu,dostlarımın iyiliği için her şeyi yapmam.Onlar bunun değerini bilmiyorlar gerçi ama yine uğraşıyorum yine kasıyorum mutlu olsunlar diye..Meğer hepsi  benim sonumu hazırlıyormuş.Tanrıya şükürler olsunki henüz 17 yaşındayım. Genç yaşta öğrendim doğruyu yanlışı.Geleceğe ders oldu bu..Demek böyle oluyormuş olgunlaşmak,öğrenmek,ders almak.Bana bunları yaşattığın için sağol. Sen olmasan herkese güvenir,kalbim kırılabilirdi.