27 Şubat 2012 Pazartesi

Yaklaşık 3-4 yıl önce tanıştım Uykusuz dergisiyle.Her şey gibi abim sayesinde öğrendim onuda. İlk sandıkiçi okudum.O zamanlar bana çekici ve komik gelmemişti,anlamadığımdan olsa gerek. Fakat 2 senedir,bir aksilik çıkmadığı sürece her hafta alıyorum. Ve hepsinide saklıyorum. İlk olması sebebiyle Sandıkiçi'nin yeri bende çok ayrıdır..Ersin Karabulut gençliğini anlatırken sanki beni anlatıyor gibi geliyor.Çok benziyoruz gerçekten. Uykusuz'u alır almaz hoooop anında sandıkiçini okuyorum.Otobüse ne zaman binip,köşeyi okumaya başlasam "acaba Ersin Karabulut şimdi biner mi, yanıma oturur mu..."diye aptalca düşüncelere dalıyorum.Çünkü kendisi çok hoşlanıyormuş okunmasından.Bende onu bir parça mutlu etmek isterdim, o beni her hafta mutlu ediyor çünkü...Bir gün Ersin Karabulut benim maillerimi (yaklaşık 20 tane) okuyacak ve okuduğunda çok sevinip, "iyiki bu işe başlamışım" diyecek.Eminim, bir gün diyecek.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder